Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Her birimiz farklı ailelerde yetiştik. Mükemmel ebeveynlerimiz olmadı. Büyürken büyük küçük travmalarımız oldu. Büyürken dış dünyaya karşı güçlü olmamız gerektiği öğretildi. Haklılardı ama abarttılar biraz çünkü güçlü olmak adına acılarımızı unutmamızı istediler. Zayıf yanlarımızı gizlememizi öğrettiler. Çünkü onlar da öyle yapıyorlardı. Güçlü görünmek adına öfkeleniyorlardı, güçlü görünmek adına ağlamıyorlardı, güçlü görünmek adına kendi yanlışlarını görmezden geliyorlardı.
Peki kendimi reddederek ne yapıyorum?
Kendimi reddetmem bedenimi çölde susuz bırakmam gibidir… Kendimi reddetmem annesi tarafından terkedilen çocuğun hali gibidir…
Kendini reddederek, duygularını, geçmişini, ilgi alması gereken yanlarını yok sayıyorsun. İnsan bunlarla bir bütündür. Bunları yok sayması yarım olmasına neden olur. Yarım insan anın tadına varamaz, durup dururken içi sıkılır nedenini bilemez. Birden sinirlenir anlam veremez, derin bir üzüntü hisseder anlam veremez. Yani bir yani kangren olmuştur artık ve bu kan gitmeyen taraf anlamsızlaşır. Kendi duygu ve düşüncelerinde anlam bulamayan kişi muhatabı ile bağlantı kuramaz. Onların duygusal dünyalarını anlayamaz.
Kendini bütün eksikliğinle kabul etki düzeltebil ve muhatabına giden yolda daha rahat emin yürü.



