Hepimizin içinde bir çocuk tarafı vardır. Eğlenen, oyun oynayan, ağlayan, bağıran, huysuzluk yapan, çığlık atan…
Biz büyüdükçe çocuk tarafımız büyümez aslında biz büyüdükçe sadece o tarafımızın sesini kısarız. Bu nasıl olur? Çevremizdeki yetişkinler bize ayıpları, yasakları öğretirler. Zamanla artık içimizdeki coşkulu tarafımız sesini kısarak yetişkin tarafımıza bayrağı teslim etmeye başlar. Bu yetişkin tarafımız çoğu zaman annemizin- babamızın sesini temsil eder. Bu taraf şefkatten, anlayıştan uzaktır. Çocuk tarafı ise duyguların merkezidir. Ama öyle ki o asla yok olmaz sadece sessizce bir gün fark edilmeyi bekler. Aslında o kadar da sessiz durmaz . Bazen sesini yükseltir. Tabii duyan olursa. Nasıl mı? Bazen bedenimiz yoluyla bize sinyaller gönderir. Örneğin; mide rahatsızlıkları, baş ağrıları gibi… Amacı şudur; seni hasta eder çünkü şefkat ihtiyacını böyle karşılayabilir. Çünkü ancak çocuk tarafımız duygusal ihtiyacını fark edebilir. Sen yetişkin tarafınla bunu görmeyince o da kendini ifade edecek bir yol bulur. Tıpkı bir çocuğun ilgi almak için altına kaçırması gibidir. Çocuk tarafının şefkatli bir ebeveyne ihtiyacı var. Sesini duymak lazım !!!
Peki ne yapmamız gerekir? Çocuk tarafını ortaya çıkartmak için çocukları izle takip et, onları modelle. İkinci olarak çok iyi yapamadığın, sakarlık yaptığın şeyleri yap. Bu deneyimler seni çocukluğuna götürür. Çünkü bir çocuk bir şeyleri yaparken çok iyi yapamaz. Kırar, döker. Tüm bu hallerinle kendini kabul et. Şefkat göster.
Senin ihtiyacın olan duygularını hissetmek, yetişkin tarafının duyguları yokmuş gibi muamele etmesine izin verme.



