Hepimizin istisnasız en temel duygusal ihtiyacı yemek / içmek gibi anlaşılmak, birisi tarafından duyulmak…
O halde bizim en temel ihtiyacımız anlaşılmak ve duyulmak ise ilk önce kendimiz anlamalıyız ve duymalıyız. Değişime kendimizden başlarsak ne istediğimizi karşı tarafa daha kolay aktarırız. Aksi takdirde görmek istediğimiz muameleyi muhatabımıza anlatamayız.
Peki nasıl dinleriz muhatabı/ nasıl anlaşılmış hissettiririz?
Her şeyden önce bütün dikkatimizi muhataba verip dinlememiz gerekir. Bedenen ve zihnen “senin yanındayım”ı göstermek gerekir.
İkinci olarak yorum yapmadan, ders vermeden dinlemek gerekir ki karşı taraf kendini yargılanmış hissetmesin.
Üçüncü olarak konu da kalarak geçmişteki diğer konulara gitmeyerek muhataba duyguları ile ilgili sorular sorulabilir. Örneğin; benim böyle yapmamdan dolayı öfkelenmişsin gibi…
Dördüncü olarak, muhatabın olaya yeni bir bakış açısı kazanmasına yardımcı olmak. Örneğin; öfkelendiğinde evi terk etmişsin peki şimdi aynı durumu yaşasan daha faydalı nasıl davranırsın gibi…
Anlaşılmak en temel ihtiyacımsa her şeyden önce anlamayı öğrenmeliyim. Başkası için değil kendim için… Değişim kişinin kendisinden başlar…



